Yarın Ölecekmiş Gibi Ahiret İçin Çalış

09 Mayıs 2010 Yazan Mavi-Prens  
Kategori Dini ve İslami Konular, SesliOssi-Genel

Günlük hayatımızda bu sözü çok telafuz ederiz. Aslında söylediğimiz o şey yani doğru bildiğimiz o söz yanlıştır. “Hiç ölmeyecekmiş gibi ahirete, yarın ölecekmiş gibi dünyaya çalış.” İşte sözün asıl ve gerçeği budur. Kurân-ı Kerim âyetleriyle uyuşan yazdığımız Hadis-i Şeriftir. Ama insanlar bunun tersini söylemektedirler. Yâni, “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalış” demektedirler. Böyle kabul ettiğimiz zaman, dünya hayatının ahiretten önce geldiğini benimsemiş oluyoruz, dünyayı ahirete tercih ediyoruz. Halbuki, Kur’ân-ı Kerim âyetlerine baktığımız zaman, Yüce Rabbimiz daima ahiret hayatının önde olduğunu ifade etmiştir. İşte bu yüzden söz yanlış telafuz edilir. Hatta okullardaki Din Bilgisi hocalarıda çoğu zaman bu sözü yanlış anlatırlar. Sizler gelişmiş teknoloji sayesinde bunların gerçeklerini arayıp, doğru bilgiler edinmeye özen gösterin. Sakın ama sakın bu dünya için değil, herşeyi ahiret için yapın. İçinizde Allah inancı olduktan sonra herşeyi yaparsınız unutmayın.

Gusül Abdesti Nasıl Alınır ?

Gusül Abdesti almak için yapılması gerekenler şunlardır;

Gusül etmek isteyen kişi önce besmele okur ve ‘Niyet ettim Allah rızası için gusletmeye’ diyerek niyet eder. Ellerinizi bileklerinize kadar yıkadıktan sonra edep yerleri mesh edilir. Sonra sağ avucunuzla ağzına 3 kere su alır ve her defasında ağzınızı boğazına kadar gargara şeklinde çalkalarsınız. Yine sağ avucunuzla burnunuza genzinize kadar 3 defa su çekersiniz. Her defasında sol elle burnunuzu temizlersiniz. Bundan sonrasında da tıpkı namaz abdesttindeki gibi abdest alınır. Abdest aldıktan sonra önce başına, sonra sağ ve sol omuza 3′er defa su döker ve vücudunuzu yıkarsınız. Suyu her döküşte ellerinizle vücudunuzu iyice ovalar ve temizlersiniz. Gusülde bıyık, saç ve sakal diplerine suyun iyice işlenmesi için iyi ovmanız gerekir. Göbek boşluğu ve küpe deliklerine dikkat ederek yıkamalısınız. Özelliklede avret yeri çok iyi bir şekilde mesh edilmelidir. Böylece gusül abdestini kolaylıkla almış olursunuz. Allah gusül abdestinizi kabul etsin.

Namaz Abdest Nasıl Alınır ?

Dinimizde İslam’ın şartlarından olan namaz kılmak için niyet edip abdest almamız gerekir. Küçük yaşlarda olan kardeşlerimizin çoğuda bunları bilmedikleri için sayfamızda abdestin nasıl alındığını yazmak istedik. Umarız Allah kıldığınız tüm namazları size iyi karşılıklarla geri gönderir. Allah hepinizin niyetini kabul etsin. Abdest alırken yapmamız gerekenler şunlardır;

Abdeste başlamadan önce ‘Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya’ diye niyet edilir.
‘Euzübillahimine şşeytanirracim-Bismillahirrahmanirrahim’ dedikten sonra ellerimizi kuru kalmamak şartıyla diğer elimizin parmaklarına geçirerek ovalarız.
Sağ elimizle ağzımıza 3 defa su alarak her aldığımızda çalkalayarak ağızdaki suyu dökeriz.
Yine elimizle 3 kez burnumuza su alarak sol elimizlede sümkürürüz.
İki avucumuza su alarak saç bitiminden çene altına kadar yüzümüzü 3 defa yıkarız.
İlk sağ kol olmak şartıyla dirsekle beraber 3 kez yıkarız.
Sonra sol kol dirsekle beraber 3 kez yıkanır.
Sağ elimizi ıslatıp başın dörtte birini sıvazlayarak ıslatırız.
Her iki parmakları ıslatarak serçe parmaklarla kulakların içini mesh ederiz. Kulakların arka kısımlarınıda baş parmağımızla mesh ederiz.
Baş ve serçe parmakları kullanmadan kalan diğer parmakların dışıyla boynumuzu mesh ederiz.
Ayaklarda ise parmaklardan başlayarak önce sağ sonra sol ayağımızı topuk kemiğiyle beraber 3′er kez yıkarız.
Yukarıda sıralamış olduğumuz maddelerle abdestinizi rahatlıkla alabilir ve daha sonrada namazınız için niyet edebilirsiniz. Abdest almadan dinimizde çoğu görevimizi yerine getiremeyiz. Bunuda İslam’i şart olarak kabul ederiz. Umarız yardımcı olabilmişizdir. Allah kabul etsin. (AMİN)

Allahım Beni Geri Döndür Filmi İzle +18

19 Şubat 2010 Yazan Mavi-Prens  
Kategori Dini ve İslami Konular, SesliOssi-Genel

Filmin konusunu sizlere bu sayfada anlatıp aklınızı karıştırmak yerine sizlerin izlemesini tavsiye ediyorum. Filmde bir insanın ölürken hangi sınıflardan geçtiği ve başından neler geçeceğini Kuran-ı Kerim ayetlerine göre uyum sağlanıp görsel olarak anlatılmıştır. Bu yalan dünyadan günü geldiğinde göç edip gideceğimiz yer olan kabir yolculuğunu en güzel şekilde anlatan videodur. Bu filmin bazı sahnelerinden etkilenebilirsiniz! Bu yüzden yaşınızın 18+ olmasını öneririz. Aksi takdirde bu filmi izleyecek küçük yaştaki insan bazı psikolojik rahatsızlıklarla karşılaşabilir. İşte izlerken bu yaşananların hepsi, gördüklerimin hepsi gerçek mi? Diyeceğiniz dini film “Rabbim Geri Gönder” sizlerle. Film hakkında yorumlarınızı bekleriz.

sinema – fragman – allahım beni geri döndür.ibret.bölüm2 | izlesene.com

DİNİ YALANLAYANLAR

23 Ocak 2010 Yazan Mavi-Prens  
Kategori Dini ve İslami Konular

1- Lügat, sözlük, yani kelime mânâsı cihetiyle,

2- Istılâhi mânâsı yönüyle.

Din kelimesi sözlüklerde:

“Cezâ, şeriat, millet, âdet, hal ve hüküm gibi mânâlarla ifâde edilir.” (Osmanlıca-Türkçe Sözlük: Din Maddesi;)

“Din kelimesi lügatte hesap ve cazâ mânasına gelir. Allâh kıyâmet Günü’nde mahlûkâtı hesâba çekme kudretine sâhiptir.” (Taberî Tefsiri: Fâtihâ Sûresi;4 numaralı âyetin tefsiri ve yorumu)

“Dinin anlamı boyun eğmek, itaat etmek, karşılık, ödül, mükâfat ve cezâ, mücâzat vermektir.” (Prof. Dr. Süleyman Ateş: Çağdaş Kur’ân Tefsiri; Fâtihâ Sûresi, 4 ncü âyetin tefsir ve yorumu)

“Din yol, cadde, otoban, kurallar ve kâideler, usuller ve prensipler, kanunlar ve yasalar bütünü; şeriat, suçun karşılığında cezâ, iyilik, güzellik, hayırlı ve sâlih amellerin karşılığında ödül ve mükâfat; inanç ve akide sistemi, sorumluluk ve mes’uliyet; hesap ve hesaplaşma demektir. (Mehmet SARIKAYA: Hangi İslâm?; yazımı devam ediyor)

Din kelimesinin Istılâhi Mânâsına gelince:

“Din Allâh (c.c.) tarafından konulan ve Allâh’ın vazifelendirdiği peygamberler vasıtasıyla akıl sahibi insanlara tebliğ edilen, onlara dünyâ ve âhirette saâdet yollarını gösteren sistemdir.” (D.Mehmet DOĞAN:Büyük Türkçe Sözlük; Din Maddesi)

“Din, Allâh tarafından va’z olunan ve kullarının dünyevî ve uhrevî saâdet ve mutluluklarını sağlayacak; hak ile bâtılı, iyi ile kötüyü, eğri ile doğruyu, adâletle zulmü birbirinden tefrik eden, hidâyete yönlendirip sapıklıktan men eden; ilim ve hikmeti emir buyurup cehâleti yasaklayan ilâhi yasaların Cebrâil (a.s) vâsıtası ve Peygamberler aracılığı ile insanlara tebliğ edilen, sahifeler ve kutsal kitaplarla desteklenen hayat nizâmının adıdır. İşte o tek nizâm da İslâm’dır.” (Mehmet SARIKAYA: Hangi İslâm? (Bu eser henüz yazım aşamasında olan bir eserimizdir.)

Bu kısa ve özlü tariflerden sonra Dini yalanlamak ne anlama geliyor?

Bir iki cümle ile de bunun üzerinde durmaya çalışalım.

Dini yalanlamak üç şekilde veya üç yolla olur.

1- Din hakkında hakikaten hiçbir bilgiye sâhip olunmaz. Bunun için de din mefhumundan habersiz insanlara dinden imândan söz ettiğinizde –hâşâ- “din diye bir şey yoktur” tepkisiyle karşılaşabilirsiniz. Ancak bu gibi insanlara ılımlı yaklaşarak, akıllarının kavrayabileceği bir uslub ile dini anlatırsanız, onlara dini ve dinin var olduğunu kabul ettirebilirsiniz. Nitekim dini kabul edip, dine inanmış insanların pek çoğu bu şekilde kazanılmış insanlardır.

Bu yolla dine kazandırılmış bu tip insanlar artık dinlerine son derece bağlı olurlar.

İnançlarında samimidirler.

Bir kere Dini kabül ettiler mi, artık ondan asla tâviz vermezler.

Artık mensubu bulundukları dinin esaslarına, kural ve kâidelerine göre yaşarlar, hayatlarını da ona göre tanzim ederler.

Bu insanların inançlarında taklit değil tahkik vardır. Çünkü “taklid-i imân”ı hiç tanımamışlardır.

O bakımdan imânın, inancın özüne sâhip olmak için gayret gösterirler, bayağılıktan ve yapmacık olmaktan uzak olurlar, riyâ ve mürâilik bilmezler.

Mensubu oldukları dinin özelliklerini ve detaylarını en iyi şekilde bilmek ve öğrenmek için bütün gayretlerini ortaya koyarlar.

İşi “ben inandım” deyivermekle bitirmezler.

“Kelime-i Tevhid”i veya “Kelime-i Şehâdet”i söyleyip geçivermek onlar için yeterli olmaz,

“Kelime-i Tevhid” veya “Kelime-i Şehâdet’in” neleri içerdiğini, neleri yapmak, neleri yapmamak gerektirdiğini de şümullü bir araştırma ile bilmek isterler.

Tâbir câizse, “Kelime-i Tevhid” ve “Kelime-i Şehâdet”i didik didik didiklerler.

Neye, niçin inanmaları, neyi niçin yapmaları veya yapmamaları gerektiğini araştırırlar, yaptıklarını, yapmadıklarını bilerek yapar veya yapmazlar.

İnandıkları ve yaptıkları amelleri akıl, mantık süzgecinden de geçirirler

Teferruata da sahip olmak arzusuyla yeni yeni bilgiler peşine düşerler.

Kısacası inanç ve amellerinde şuurlu hareket ederler.

Bu gibi insanlara örnek olarak gösterebileceğimiz pek çok kimse vardır.

Meselâ bir pop sanatçısı iken ve dinle imânla hiçbir alâkası yokken sonradan İslâm’ı seçip Müslümân olan, ondan sonrada seçtiği İslâm Dini ile bilgi toplamak maksadıyla Mekke ve Medine’yi ziyâret eden, İslâm’ın ilk yaşandığı ve tebliğ edildiği mekânları gören, diğer İslâm ülkelerini gezen, “İyi ki Müslümân olmadan önce Türkiye’ye gelmemişim, yoksa Müslümân olmaktan vazgeçebilirdim” diyen Yusuf İslâm’ı örnek gösterebiliriz.

2- Aslında din hakkında bilgileri ve mâlûmatları vardır ama muannitlikleri sebebiyle bile bile dini yalanlayıp inkâr ederler. Bu insanlık tarihi boyunca böyle olagelmiştir. Bu sınıfa dâhil olan insanlara ne deseniz kendileri açısından boştur. Bir türlü dini ve dini inançları kabüllenmezler, kabüllenemezler, kabüllenmek de istemezler, bâtıl üzerinde ısrar ederler..

“Biz atalarımızı bulduğumuz, ya da atalarımızın bize bırakmış oldukları din üzerindeyiz” derler. Atalarının yanlış yol üzerinde olmuş olabileceklerine akıl erdiremezler. İşte bu tip insanlar kâfirlerin tâ kendileridirler.

Sonraki yazılar »

Sesli chat | Sesli sohbet | Seslisohbet